• Diğer

Sultangazi

Şah Hatayı Cemevi Hz. Ali’nin Şahadet Yıldönümünde Bir Araya Geldi

Hz. Ali (r.a.) vefatının 1358. yıldönümünde, Merkezi 50. Yıl Mahallesinde bulunan Şah Hatayı Cemevi’nde törenlerle anıldı.

Şah Hatayı Cemevi Hz. Ali’nin Şahadet Yıldönümünde Bir Araya Geldi

Okunma: 146

2 Haziran 2019 00:36
-A

+A

CHP Sultangazi Eski Belediye Başkan Adayı Ali Acar, Mahalle Muhtarı Emrullah Özdemir ve çok sayıda Alevi canın katıldığı törende konuşan Şah Hatayı Cemevi Başkanı Turan Güner, “ Hz. Ali sevdalıların dualarıyla cemimiz bereket bulsun. Bugün çok önemli bir gün, bugün gönül verdiğiniz Resulullah’ın sırtını dayadığı ve İslam’ın payidar olduğu İslam’ın kılıcıyla her şekilde kendi bedenini ve kendi özü ile Resulullah’ı savunan şahı mardan İmam Ali’nin şahadetti nedeniyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Biz Şah Hatayı Cemevi olarak her sene 21 Ramazan’da Hz. Ali Aleyselamı anmayı kendimize ilke edindik. Çünkü neden bu ayda biz başımızı feda edeceğimiz Şaha mardanın anlatmak bizim için bir görevdir. Maalesef üzülerek söylüyorum ki biz Alevilerde bu ay ile ilgili sıkıntılarımız var biz bu ayı anlayamadık. Bizi bu aydan beri ettiler. Bakın cenabı peygamber, Ramazan ayı için neler söyledi. Bizlerde Ramazan ayında ne kadar geriyiz. Allah Bakara süresinin 184- 185  ve 186 ayetinde bu aya o kadar hürmet gösterdi ki ve anlattığı halde maalesef ki bir kısım odaklar bizi hep geri tutular.



Çok üzülüyoruz ki neden ne den geri tutular. Çünkü şahı mardan imam Ali, diyor ki o ay ki o ay da kadir gecesi var. Bakın bu ayın ne kadar önemli olduğunu düşünün. Kuran’ın mezür Kadir gecesi bin aydan hayırdır. Bu gecede insanların senelik yaşantısı yazgısı bu ayda tastik olunur. Bugün Şahı Mardan İmam Ali’nin de bu ayda şehit olması bizim bu aya hürmet göstermemiz lazım. Hürmeti en üste tutmamız lazım. Yalnız şunu üzülerek belirtiyorum. Bu ay içerisinde o kadar acı olaylar yaşıyoruz ki. Biz Hz. Ali’nin yaptığı savaşları, yaptığı mücadeleleri her türlü sıkıntıda dahi kuran ve Ehlibeyti öne aldığını hiçbir zaman anlatamadık. En büyük eksiklilik biz Alevilerde çünkü biz Aleviler Hz. Ali’nin yaşantısını kendine yaşantı etseydi. Hiçbir Alevi çocuğu ne İŞİD’e nede EL NUSRA’ya nede ELKAİDE’ye katılmazdı. Bunlar bizim eksiklerimiz. Biz üzülerek söylüyoruz ki Cemevleri’nde gerçekten Muhammedi İslam’ı anlatsak inanın hiçbir Alevi genci başka görüşlere tenezzül etmez. Bugün düşünün Uhud savaşında, Bedir savaşında, hendek savaşında en büyük mücadeleyi veren Hz. Ali Aleyselam maalesef İslam aleminde bugün şahadetti bir çok kesim haberdar değil. Neden Cenabı peygamber diyor ki ben ilim ben ilim şehriyim Ali Kapısıdır. Biz Resulullah’a varabilmek için Ali’nin kapısından içeri girmedik. Bizim önümüze set çektiler. Emevi ve Abasiler öyle bir set çektiler ki. O setleri kıramıyoruz. Ali’nin kuran’a olan hakimiyeti, Ali’nin adalete olan hakimiyeti kendi ölümünü hazırlamasıdır. Ali asla kuran’dan taviz vermedi, Ali asla resulullah’tan taviz vermedi.   

 

Hazreti Ali’nin Şehâdeti

Hazreti Ali (Radıyallahü Anh), sabah namazını kılıyordu… Hiç beklenmedik bir anda, İbn-i Mülcem isminde bir namerd tarafından, sırtından zehirli hançerle vurularak yaralandı. İbn-i Mülcem, o anda kaçmayı başardı, ancak kısa sürede yakalandı. Halife’nin huzuruna getirdiler. Hazreti İmam, kendisini vuranı tanıyordu. Çünkü daha evvel İbni Mülcem denen hain, kendisine hizmet etmiş, ekmeğini yemiş ve Hazreti Ali’den çok yardım görmüştü. Daha o zamanlar Hazreti Ali;
– Ya İbni Mülcem! Benim ecelim senin elinden olacak, buyurarak büyük bir keramet izhar etmişti. Hazreti Ali böyle söylediği zaman, İbni Mülcem;
– Ya İmam! Böyle bir şey yapacak olursam ellerim kurusun, madem öyle şimdi sen beni öldür, deyince, Hazreti Ali kendisine;
– Bu suçu işlemeden seni nasıl öldürtür veya hapse attırabilirim. O takdirde ben zalim olurum, buyurmuştu… Hazreti Ali, İbni Mülcem’e yaralı haliyle şöyle sordu:
– Ya İbni Mülcem! Sana ne yaptım; ırzına mı, malına mı, canına mı iliştim? Beni niçin öldürmek istedin? İbni Mülcem, korkudan tir tir titriyordu;
– Hüküm Allah’ındır diyebildi…
İbni Mülcem’i hapse attılar…
Hazreti Ali, oğlu hazreti Hasan’a dönüp;

– Eğer ben bu yaradan ölürsem, bir kılıç darbesi ile kısas yapın ki, kanun-u ilâhî yerini bulsun. Sakın ona beni öldürdüğünden dolayı eza ve cefa etmeyin, buyurmuştu…
Hazreti Ali’yi mescitten eve aldılar, bir miktar süt getirdiler ve içmesi için kendisine verdiler. Hazreti Ali, sütün yarısını içtikten sonra, yarısını da iade ederek;
– Bu sütü alın zindandaki garibe götürün, o açtır, buyurdu. Yanındakiler zindandaki garibin kim olduğunu sordular. Hazreti Ali:
– Zindandaki garip beni yaralayandır. Şu anda o açtır, bir şey yememiştir, buyurdu.
Sütü alıp zindana gittiler. İbni Mülcem sütü içmedi ve;
– Bunun içine siz zehir kattınız, beni öldürmek istiyorsunuz, dedi.
Hazreti Ali, onun sütü içmediğini öğrenince çok üzüldü.
– İbni Mülcem neden hakkımızda su-i zan etti. Eğer benim gönderdiğim sütü kabul edip de içse idi, yarın mahşer günü Cennetin kapısına ayağımı dayar, İbni Mülcem’i Cennet’e koymayınca ben de girmezdim, buyurdu.
Aradan çok zaman geçmeden, Allah’ın Arslanı Hazreti Ali, ahirete irtihâl etti.
Onun vefatının ardından İbn-i Mülcem’e hemen kısas uyguladılar.






Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

YAZARLAR

ALINTI YAZARLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku
UA-127754853-1