Sultangazi

Halk Nasıl İsterse Öyle Yönetilir

Demokrasi nedir sorusunun cevabını, ilkokul sıralarından itibaren hep halkın kendi kendisini yönetmesidir şeklinde öğrendik.

Halk Nasıl İsterse Öyle Yönetilir

Okunma: 1470

20 Mayıs 2017 21:17
-A

+A

Demokrasi nedir sorusunun cevabını, ilkokul sıralarından itibaren hep halkın kendi kendisini yönetmesidir şeklinde öğrendik. Çünkü bizim okuduğumuz kitaplarda öyle yazıyordu. Daha sonra araya zaman denen kavram girdi, ülkemiz insanları, kendisini kuşatan şartlara göre değiştirdi demokrasi kavramını: hayatı varoşlarda, otomobil tamirciliğinde, marangozlukta geçen, elleri nasır tutmuş insanımız demokrasinin herkesin eşit olması ve şeklinde yorumladılar. Ve iki ayrı dünyanın olduğunu, birileri en ağır biçimde çalışırken, kıt kanaat geçinirken birilerinin , kendilerine göre çok rahat ve özenecek bir yaşam yaşadıklarını savundular
 
Sonra daha çok dini esas alan ve İslami kanunlarla yönetilmek isteyen insanlarımız oldu ve hala da var. Onlarda haklıydı belki, dine göre yaşamak şeriat ile yönetilmek onların inandığı dünyanın en sağlam yönetim şekliydi onlar için. Bu sadece bizim ülkemize has bir şey de değil. Avrupa’nın tarihini okuduğumuzda, karışımıza çıkan senaryo çok ta farklı değil. Roma imparatorluğu parçalanmış: doğu ve batı roma olmak üzere.  Ve ondan sonar ardı arkası kesilmeyen kilise ve otorite arasındaki gerilim. Doğu roma da dönemin papa sı siyasi otoriteyi taç giydirerek yönetime getirmiş ve o taç giydirme merasimi ile verilen mesajlar yerine ulaşmıştı: sizi göreve biz (kilise) getirdik gerekirse biz indiririz. Ve siyasi otorite o andan itibaren kendisini kilisenin en baş koruyucusu olarak addetmiştir. Bizim insanımız değil yani sadece dinle yönetilmek istenen.
 
Bir yandan bunlar olurken, demokrasinin doğduğu yer olarak bilinen, bugün ki Yunanistan olarak bildiğimiz yerlerde bambaşka şeyler oluyordu: demokrasi nedir sorusunun cevabı dünyaya veriliyordu. O dönemde yunan filozoflar tarafından ortaya atılan ``Trias politika`` olarak bilinen yani: kuvvetler ayrılığı ilkesi doğmuştu. Ve bu kavram, yasama, yürütme, yargının birbirinden tamamen bağımsız işlemesi gerektiğini hiçbir şekilde birbirini etkilememesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Çok kısa bir sürede demokrasiyle yönetilen her ülke bunu benimsedi. Bu sistem parlamenter ya da başkanlık fark etmez aynı şekilde işliyordu. Peki, nedir bu sistemler arasındaki fark? Ve bu sistemlerde halkın yönetimdeki pozisyonu nedir?
 
Parlamenter sistemleri anlamak için sadece bir ülkede parlamento olup olmaması bizim için yeterli bir kıstas değildir. Daha doğrusu parlamenter sistem olarak adlandırmamız için bu yeterli kıstas değil. Parlamenter sistem, hükümetin basının yanı başbakan ve bakanların görevde kalabilmesi için parlamentonun onayına, toleransına, desteğine ihtiyacı olması demektir.  Mesela Almanya, on altı devletten oluşan bir federal yapı olmasına rağmen parlamenter sistemdir. Ve chancellor( başbakan) in görevde kalması için parlamentodan tam güvenoyu alması gerekir. Eğer parlamento, yani halk güvenoyu vermezse hükümet başbakan ve tüm kabine olarak düşer. Çünkü güvenoyu bireysel değil bütünsel işler Almanya da. Aynı zamanda iki parlamento vardır: Bundesrat ( on altı devletin federal olarak temsil edildiği yer) ve Bundestag (Almanya insanının temsil edildiği yer). Bizde bir meclis var. Avrupa hukuk ve politikası açısından bakılacak olursa bu örnekler çoğaltılabilir parlamenter sistemler mesela: Hollanda, İngiltere gibi.
 
Peki başkanlık sistemi nedir ve halk nerde durur bu sistemde? Başkanlık sistemi denilince en iyi işleyen ve akla gelen yer olarak Amerika geliyor akla. Amerika birleşik devletleri elli devletten oluşan, federal bir devlettir. Başkanlık siteminde başbakan kavramı olmaz, bu şu demektir hükümetin başı da devletin başı da birdir ve o da başkandır. Parlamento yine vardır başkanlık sisteminde, Amerika da ki senato mesela elli devletin temsil edildiği parlamento. Ama fark şurada oluşuyor parlamenter ve başkanlık sisteminde: başkanlık sisteminde başkanın görevde kalması için parlamentonun desteğine ihtiyacı yoktur bağımsızdır. Başkanı bir komite seçer ve bu komite ülkedeki başkanlık sistemine göre nasıl oluşturulduğu değişir. Amerika da başkanı  elli devletten her birinin çıkardığı iki senatör ve sayısı 435 olan halkın temsil edildiği senatonun üstünde bulunan (house of repreşentatıve) seçer. Yani halk senatörü ve kendilerini temsil eden kişileri seçer onlarda başkanı seçerler. Devlet başkanı herhangi bir suça bulaştığında ise onu görevden alacak olan senato ve house of repreşentatıve yapar. .
 
Sonuç olarak, bu iki sistem önümüzde hangisinin üniter devlet yapısına sahip olan ülkemize gideceğine halk karar verir ve bu karar verilirken federal yapı ile üniter devlet yapısı arasındaki farkı bilmeden karar vermemek lazım diye düşünüyorum. Başkanlık sistemi ile devlet yapısı üniterden federal yapıya geçmesi gerekebilir. Buda demokratik bir biçimde müzakere edilip halka sunulur. Başta dediğim gibi demokrasi haklın kendi kendisini yönetmesi değil miydi?
 
Av. Kurtuluş Baştımar

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000
sinan 21 Mayıs 2017 14:29

Kaleminize saglk hocam

Cevapla
Riza 21 Mayıs 2017 00:13

Kurtuluş bey yaziniz harika. Nazlican adli eserinizi de okudum inanin o kitabinizi okurken kendimi dogunun eşsiz bucaksiz güzellikleri içinde buldum.

Cevapla
Hamdullah 20 Mayıs 2017 23:27

Bol örnek verilerek yazilmis ve mesele nin özünü çok iyi anlatmiş. Normal gazetede de hangi gunler cikiyor yazilariniz Kurtuluş bey yani baski halin de bulabilir miyim gazetede.

Cevapla
Remzi 20 Mayıs 2017 23:17

Çok objektif ve tarafsiz bir yazi. Devamini bekleriz. ..

Cevapla
Ali candan 20 Mayıs 2017 23:11

Başkanlik sistemini anlamak isteyen herkes okumali. Mukayeseli ve cok guzel bir anlatim. Diger yazilarinizi bekliyoruz.

Cevapla
ÖNE ÇIKANLAR

YAZARLAR

ALINTI YAZARLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku